• 31 Ocak 2026 / Cumartesi 14:22
Halefşan Sümen

Halefşan Sümen

Akademisyen

Lisans eğitimini İTÜ İşletme Mühendisliği bölümünde, Yüksek Lisans eğitimini Elektrik – Elektronik bölümünde, doktorasını da Marmara Üniversitesinde Engineering Management programıyla tamamladı. 1994 yılından bu yana hem akademisyenlik hem de tedarik zinciri yönetimi ve bilgi sistemleri konularında danışmanlık yapmaya devam ediyor.

sumenh@itu.edu.tr

Halefşan Sümen

Akademisyen

Son Yazıları

Şirketlerde Dijital Dönüşüm Süreci

Enformasyon Teknolojisinin (IT) iş dünyasına nüfuz etmesi otomasyona, üretkenlik artışına, daha iyi karar vermeye ve stratejik rekabet avantajı kazanmaya yardımcı oldu. Muhasebe veya envanter yönetimi gibi tek bir fonksiyon ile başlayan IT kullanımı, yaygın kabul görünce, “Dijitalize olabilecek her şey olacak!” hedefi doğrultusunda hızla yayılmakta. 

Geçmişten Günümüze Hızlı Yolculuk

Zaman içinde çoğalan tekil uygulama yazılımlarını entegre etmenin sinerji sağlayacağının anlaşılması, Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) sistemlerini doğurdu. Bazıları “ERP pornografi gibidir; vaat çok tatmin azdır” eleştirisi yapsa da ERP doğru yaklaşımla ele alındığında ne kadar yararlı olduğunu kanıtladı. Süreç entegrasyonu, daha sağlıklı veri yapısı ve paylaşımı, daha hızlı iletişim, izlenebilirlik, koordinasyon, sağlıklı analizler, faaliyet standardizasyonuna dayalı çalışma disiplini kazanıldı. Bu avantajlar, ısrarla peşinde koşulan müşteri hizmet düzeyi, operasyon verimliliği gibi konularda tatmin sağlayınca, Abraham Maslow’un “Bir gereksinimin tatmini başka bir gereksinimi doğurur” ilkesi devreye girdi, başka arayışlar oluştu:
 
- Örgütün mevcut tasarımının mantığı nedir? 
- Pazarı domine eden rakipler hangi süreçleri bizden farklı yapmaktadırlar, bunların etkileri nelerdir? 
- Statükoyu devam ettirmenin maliyeti nedir? 
- İş süreçlerimizi ne zaman yeniden tasarımlayacağız, yeniden tasarım hızımız ne olacak?

Bu soruları yanıtlamaya kafa yorunca kurum içi entegrasyonun ve iş yapış ortamının sanallaştırılmasının avantajlarını getirse de, iş süreçlerini olduğu gibi tutup ERP’yi üzerine geçirmek ile sağlanabilecek toplam yarara erişilemeyeceği anlaşıldı. Dolayısıyla, ne zaman ERP gündeme gelse, İş Süreçlerinin Yeniden Tasarımı konusu da yanında gelir oldu. Yeniden tasarımın nasıl yapılacağı da “Değişim Mühendisliği” olarak dilimize çevirdiğimiz “Reengineering” adı altında metotlaştırıldı. 

Bugünkü Durum

Süreçlerin yeniden tasarımı konusu iyice kavranınca Maslow yeniden hatırlandı, saklı kalmış varsayımlar gün ışığına çıktı. ERP’nin, organizasyonu sınırları sabit olan tek firma şeklinde gördüğü fark edildi. Firmanın tedarikçileri, kanal partnerleri ve diğer iş ortakları ile etkileşimleri dikkate alınmamaktaydı. Oysa firma bir şirketler ağı içinde çalışmaktaydı ve pek çok farklı firma ile değişik yoğunluklarda sabit ve geçici ilişkileri oluyordu. Aynı zamanda başka pek çok IT çözümü hem şirkete hem de ağdaki diğer şirketlere büyük bir hızla yayılmaktaydı. CRM, PLM, BI, Portal, Business Process Management, SRM, MES gibi uygulama yazılımları VPN, intranet, ekstranet, bulut bilişim gibi yepyeni yapılarla gelmekteydi. ERP gerek diğer yazılımları gerekse bambaşka mimarileri şirketle buluşturmak için tek uzlaşı noktasıydı. ERP tüm bu yenilikleri büyük uyumlulukla karşıladı. Artık şirket departmanlarını entegre eden sınırlı fonksiyonalite düzeyinden heterojen tedarik ağını entegre edecek teknolojilerle donanmış, çoklu planlamadan performans yönetimine, müşterilerin müşterilerini yönetmeden dağıtık coğrafyada ürün geliştirmeye kadar uzanan, gerektiğinde erken uyarılar verebilen bir sinir sistemi idi. Fiziksel ağda sadece mal akışı gerçekleşmekteyken o geniş bir coğrafyada büyük verileri ve fon akışlarını yönetmeye yardımcı olmak gibi daha önemli bir görev üstlenmişti. Kısmi event-driven mimarisi ve içerdiği akıllı ajanları (intelligent agents) ile bu görevini başarıyla yerine getirmekte.

Yarın Neler Konuşacağız?

Artık yeni bir tatmin noktasına doğru ilerlemekte olduğumuzdan yeni sorular sormamızın zamanı da geliyor demektir:
-    Mevcut şirketler ağ yapımızın dayandığı mantık nedir?
-    Şirketler ağımızı yeniden yapılandırmak için gereklilikler ve fırsatlar var mıdır?
-    Ağımızı yeniden yapılandırmak için uygun bir stratejimiz var mıdır?
-    Ağımızdaki şirketlerle iletişim kurduğumuz arayüzler ile iletişim kuralları standart olarak kalmalı mıdır, özelleştirilmeli midir?

Bu aşamada düşüneceğimiz şirket ağ yapısının yeniden tasarımı yaklaşım olarak iş süreçlerinin yeniden tasarımına benzetilebilir. İlkinde şirket içi faaliyetler sorgulanıp iyileştirilmiş iken burada arz-talep ağının yeniden yapılandırılması söz konusudur. IT elektrik, telefon gibi yardımcı hizmet olmayıp genel iş ortamını yeniden konfigüre etmenin temel kaynağı olduğundan, oyunun kurallarını değiştirmede yararlanmamız gerekmektedir.  

Son Değerlendirme

İş dünyası temel rotası rekabet tarafından belirlenen hareketli bir hedefe doğru yol almaktadır. Şirketlerin bu yolculuğu başarı ile sürdürebilmeleri dış çevrelerine ve vizyonlarına uygun örgütsel ve teknolojik yetenekleri harmanlamaları ile olabilecektir. Eskiye kıyasla çok daha gelişmiş ve evrimini sürdürmekte olan ERP, yüksek gücüne karşın işletmeyi başarıya sürükleyen ya da müstesna stratejik avantaj sağlayan bir unsur olarak görülmemelidir. Başarı, yeni iş dünyası mantığını doğru anlayan, nitelikli stratejiler formüle eden ve bunlara IT’nin olanaklarını doğru biçimde katarak sonuç alabilen firmaların olacaktır. 



2187 kez görüntülendi. 14.06.2022  tarihinde eklendi.
Yukarı Dön