• 16 Eylül 2026 / Çarşamba 12:20

Sunay Şener

Sunay Şener

Kurucu ve CEO

Sunay Şener, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminde dijital dönüşümü sahayla buluşturan vizyoner bir girişimci ve Ekmob SFA’nın Kurucu Ortağı ve CEO’sudur. Kariyerine muhasebe ve işletme yönetimi gibi sağlam bir temel üzerine inşa ettiği teknoloji tutkusunu, 20 yılı aşkın süredir yenilikçi iş modellerine dönüştürerek sektöre yön vermektedir. Henüz mobil uygulamaların dünyayı değiştireceği henüz tam anlaşılmamışken, 2010 yılında Pordiva ile mobil yazılım dünyasına adım atan Şener, fırsatları önceden sezme yeteneğiyle dikkat çekti. Ardından kurduğu Mobilkoloni ve Kadir Has Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirdiği IoT Akademisi gibi projelerle, sadece bir yönetici değil, teknolojinin geleceğine yön veren bir vizyoner olduğunu kanıtladı. 2017 yılında, satış ekiplerinin en büyük sancısı olan verimlilik ve şeff afl ık sorununu kökten çözmek amacıyla Ekmob’u hayata geçirdi. Şener’in liderliğinde Ekmob; yapay zeka destekli analizleri ve kullanıcı dostu arayüzüyle, geleneksel satış yöntemlerini modern birer başarı hikayesine dönüştüren bir teknoloji platformuna evrildi. Bugün Ekmob'un Türkiye pazarındaki başarısını GoCust markasıyla Avrupa ve global pazarlara taşıyan Sunay Şener, yerli bir girişimin dünya standartlarında rekabet edebileceğini tüm sektöre göstermektedir.

Sunay Şener


Ekmob SFA
Kurucu ve CEO

Önceki Yazıları

 

Beş Yıl Sonra Hâlâ Excel Tabloları ve PDF Raporlarla Sahayı Yönetmeye Çalışanlar, Yarışı Kaybedecek

Satış gücü otomasyonu (SFA), uzun yıllar saha ekiplerinin faaliyetlerini kaydeden ve yönetime raporlayan bir yapı olarak konumlandı. Bugün ise yapay zekânın veri toplama, analiz ve aksiyon önerme kabiliyetleri, SFA sistemlerinin şirketteki rolünü yeniden tanımlıyor.

TheProwess olarak Ekmob SFA’nın Kurucu Ortağı ve CEO’su ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda; SFA’nın kayıt sisteminden karar destek mekanizmasına dönüşümünü, satış ekiplerinin sistemi benimsemesinde karşılaşılan sorunları, insan sezgisi ile yapay zekâ arasındaki dengeyi ve 2030’a uzanan satış teknolojileri vizyonunu ele aldık.

TheProwess: SFA uzun yıllar satış ekiplerinin faaliyetlerini takip eden bir sistem olarak görüldü. Bugün sizce SFA'nın şirketteki rolü nasıl değişiyor?

SFA'nın Şirketteki Değişen Rolü

Çok doğru bir tespit. SFA uzun yıllar boyunca aslında bir "kayıt sistemi" olarak konumlandı. Satışçı sahaya çıktı, ziyaret yaptı, formu doldurdu; yönetici de bu kayıtlara bakarak sahada neler olduğunu anlamaya çalıştı. Yani SFA'nın temel vaadi şuydu: "Sahada ne olduğunu bilin." Bu değerli bir vaat ama artık yeterli değil.

Bugün şirketler SFA'dan çok daha fazlasını bekliyor. Sadece "ne oldu" sorusuna cevap veren değil, "şimdi ne yapmalıyız" sorusuna da yol gösteren bir sistem istiyorlar. Çünkü pazar koşulları hızlanıyor, satış döngüleri kısalıyor, rekabet artıyor. Yönetici sahadan gelen veriyi iki hafta sonra raporla görmek istemiyor; o veriyi anlık olarak görmek, anlamlandırmak ve buna göre aksiyon almak istiyor.

Biz Ekmob olarak bu değişimi yakından yaşıyoruz. Dokuz yıldır bu alanda çalışıyoruz ve gördüğümüz şey şu: SFA artık bir "takip aracı"ndan "karar destek sistemine" dönüşüyor. Daha açık söyleyeyim — SFA'nın eski tanımı "Sales Force Automation" idi, yani satış gücü otomasyonu. Ama bugün otomasyon tek başına yetmiyor; sistemin düşünmesi de gerekiyor. Satış verisi toplamak ile o veriden anlam çıkarmak arasında çok büyük bir fark var. İşte SFA'nın bugün değişen rolü tam olarak bu: veriden anlam üretmek ve bu anlamı doğru zamanda doğru kişiye ulaştırmak.

TheProwess: Satışçı müşteriye ve satışa odaklanmak istiyor, yönetim ise sahadan düzenli veri bekliyor. SFA bu iki beklentiyi gerçekten aynı noktada buluşturabiliyor mu?

Satışçı ile Yönetim Beklentisi Arasındaki Denge

Bu aslında SFA'nın en eski ve en derin çelişkisi. Satışçı diyor ki: "Ben müşteriyle ilgilenmeliyim, satış yapmalıyım. Ama bir de sisteme veri girişi yapmam bekleniyor, formları dolduruyorum, raporları tamamlıyorum — benim zamanım bunlara gidiyor." Yönetici ise diyor ki: "Sahadan veri gelmezse ben nasıl karar alayım? Hangi müşteriyle ne konuşulduğunu, hangi fırsatın nerede durduğunu bilmem lazım."Geleneksel SFA bu iki tarafı buluşturamadı — hatta bazen daha da uzaklaştırdı. Çünkü sistem, satışçıyı bir veri giriş elemanına dönüştürdü. Satışçı sistemi kendisi için değil, yönetici için kullandığını hissetti. Böyle olunca da benimseme düştü, verinin kalitesi düştü, sonunda herkes kaybetti.

Bence bu dengeyi kurmanın yolu şu: Satışçıya değer üretmeyen hiçbir veri girişi istenmemeli. Her veri noktası ya satışçıya bir şey kazandırmalı ya da o veri otomatik olarak toplanmalı. Yapay zekâ tam burada devreye giriyor. Görüşme notlarını otomatik özetliyorsunuz, konum verisiyle ziyaret kaydını otomatik oluşturuyorsunuz, müşteri geçmişini sisteme sormadan satışçının karşısına çıkarıyorsunuz. Satışçının yükü azalıyor ama yöneticiye giden veri hem artıyor hem zenginleşiyor.

Bu Ekmob'da bizim tasarım felsefemizin özü. Biz Arya AI'ı geliştirirken temel soru şuydu: "Satışçı bu sistemi kullandığında, kullanmadığı zamana göre daha mı iyi satıyor?" Eğer cevap evet ise, o zaman veri giriş sorunu da kendiliğinden çözülüyor. Çünkü satışçı sistemi kendi için kullanmaya başlıyor.

TheProwess: SFA projelerinde teknoloji kadar kullanıcı alışkanlıklarının da belirleyici olduğunu görüyoruz. Satış ekiplerinin sistemi benimsemesi konusunda şirketler en çok nerede hata yapıyor?

Benimseme Sürecinde Yapılan Hatalar

Dokuz yıllık tecrübeyle söyleyebilirim: SFA projelerinin başarısızlığının yüzde sekseni teknoloji kaynaklı değil, insan kaynaklı. Ve en büyük hata, projenin "sahaya rağmen" yürütülmesi.

Şirketler genellikle şu hatayı yapıyor: SFA'yı yukarıdan aşağıya, bir IT projesi olarak kurguluyorlar. Genel müdür istiyor, IT satın alıyor, sahaya dağıtıyor. Ama sahada o sistemi her gün kullanacak insanların ne düşündüğünü, neye ihtiyaç duyduğunu, hangi noktada zorlandığını sormuyorlar. Sonuç ne oluyor? Satışçı sistemi bir "denetim aracı" olarak algılıyor. "Beni takip ediyorlar" hissiyatı oluşuyor. Bu psikolojiyle hiçbir yazılım benimsenmez.

İkinci büyük hata, lansman sonrası desteğin kesilmesi. İlk ay eğitim veriyorsunuz, herkes kullanıyor. İkinci ayda desteği çekiyorsunuz, sorunlar birikmeye başlıyor. Üçüncü ayda sahada herkes eski alışkanlıklarına dönüyor. SFA benimsemesi bir maraton, sprint değil.

Üçüncü hata da şu: sistemi çok karmaşık kurgulamak. Her veriyi toplamaya çalışmak, her formu zorunlu kılmak, her adımı kontrol etmek. Sahadaki adam günde on beş ziyaret yapıyor. Her ziyarette on dakika form doldurmak zorunda kalıyorsa, bu sistemi terk etmesinin ne kadar süreceğini tahmin edebilirsiniz.

Başarılı olan projelerde ortak bir şey görüyoruz: SFA sahaya bir yük olarak değil, bir avantaj olarak sunuluyor. "Bu sistem seni denetlemek için değil, sana yardım etmek için burada" mesajı net veriliyor — ve bu mesaj sadece sözde değil, sistemin gerçekten sunduğu deneyimle destekleniyor.

TheProwess: Yapay zekâ artık görüşmeleri özetleyebiliyor, müşteriyi analiz edebiliyor, fırsatları değerlendirebiliyor ve satışçıya bir sonraki adımı önerebiliyor. Bu gelişmeler SFA'yı nasıl değiştirecek?

Yapay Zekânın SFA'yı Nasıl Değiştireceği

Çok temelden değiştirecek. Bunu söylerken abartmıyorum — bence SFA tarihindeki en büyük kırılma noktasındayız.

Şöyle düşünün: Anthropic'in yayınladığı bir araştırmaya göre, satış faaliyetlerinin yaklaşık yüzde yetmiş ikisi yapay zekâ tarafından desteklenebilir nitelikte. Ama bugün sektörde bu desteğin fiilen kullanılan oranı yüzde yirmi civarında bile değil. Bu, önümüzde devasa bir fırsat alanı olduğunu gösteriyor.

Yapay zekâ SFA'yı üç katmanda değiştiriyor:

Birincisi, veri toplama katmanı. Artık satışçının her şeyi elle girmesine gerek yok. Görüşmeyi yapıyorsunuz, yapay zekâ o görüşmeyi özetliyor, anahtar kararları çıkarıyor, aksiyonları belirliyor. Ziyaret kaydı otomatik oluşuyor. Bu, daha önce bahsettiğimiz satışçı-yönetici dengesini de çözüyor.

İkincisi, analiz katmanı. Yapay zekâ müşteri portföyünüzü analiz edebiliyor, hangi müşterinin risk altında olduğunu, hangisinin büyüme potansiyeli taşıdığını, hangi fırsatın kapanma olasılığının düştüğünü gösterebiliyor. Bu, yöneticinin haftalık toplantıda öğrendiği bir bilgi olmaktan çıkıp, anlık bir uyarıya dönüşüyor.

Üçüncüsü — ve bence en önemlisi — aksiyon katmanı. Yapay zekâ sadece "şu müşteride risk var" demiyor; "bu müşteriyle son üç ayda şu konuşuldu, rakip şu teklifi verdi, şimdi şu aksiyonu alman lazım" diyor. Yani SFA pasif bir kayıt sisteminden, aktif bir satış koçuna dönüşüyor.

Biz Ekmob'da Arya AI'ı tam bu vizyonla geliştiriyoruz. Amacımız satışçıya "daha çok iş" vermek değil, "daha akıllı iş" yaptırmak. Yapay zekâ satışçının yerine geçmiyor — ama onsuz satış yapmayı giderek zorlaştırıyor.

TheProwess: Bir satışçı tecrübesine dayanarak "Bu satış olacak" diyor, sistemdeki veriler ve yapay zekâ ise aynı fırsatı riskli görüyor. Satış yöneticisi hangisine güvenmeli?

İnsan Sezgisi mi, Yapay Zekâ mı?

Bu soru sahada her gün yaşanıyor ve çok güzel bir soru. Benim cevabım net: ikisini de dinlemeli, ama birini görmezden gelmemeli.

Satışçının sezgisi küçümsenecek bir şey değil. O sezgi, yüzlerce müşteri görüşmesinden, binlerce saat sahada geçirilen zamandan, yüz ifadelerini okumaktan, müşterinin ses tonundaki değişimi fark etmekten geliyor. Bu çok değerli bir bilgi kaynağı. Hiçbir algoritma bugün o odadaki havayı satışçı kadar iyi okuyamaz.

Ama sezginin bir sınırı var: önyargı. Satışçı büyük bir fırsata duygusal olarak bağlanabilir. Çok emek verdiği bir teklifte "olacak" demek ister çünkü "olmayacak" demek o emeği sorgulamak demektir. İşte yapay zekâ burada devreye giriyor — duygusal bir bağı yok, sadece veriye bakıyor. Diyor ki: "Bu müşterinin son üç teklife yanıt süresi uzadı, toplantı iptalleri arttı, karar verici değişti — bu fırsatın risk profili yükseldi."

Satış yöneticisinin yapması gereken şey, bu iki sinyali karşılaştırmak. Eğer satışçı "olacak" diyor ve yapay zekâ da onaylıyorsa, güven yüksek. Eğer ikisi de riskli görüyorsa, zaten karar net. Ama ikisi çeliştiğinde — işte o an yöneticinin gerçek katma değeri ortaya çıkıyor. O an doğru soruları sormalı: "Bu sezgin neye dayanıyor? Müşteriden somut bir taahhüt aldın mı? Yapay zekânın işaret ettiği risk faktörlerini nasıl açıklıyorsun?"

Bence geleceğin satış yöneticisi, ne sadece sezgiye ne de sadece veriye güvenen, ikisini birlikte okuyabilen kişi olacak. Yapay zekâ satışçının rakibi değil, satış yöneticisinin de değil — ikisinin de daha iyi karar almasını sağlayan bir araç.

TheProwess: 2030'da SFA dediğimizde nasıl bir sistem göreceğiz? Bugünkü SFA'dan geriye ne kalacak, satışçının ve satış yöneticisinin rolü nasıl değişecek?

2030 Vizyonu

2030'a baktığımda, bugün SFA dediğimiz şeyin isminin bile değişmiş olabileceğini düşünüyorum. Belki "Sales Intelligence Platform" diyeceğiz, belki "AI Sales Co-pilot" — ama bugünkü anlamıyla "otomasyon" kelimesi yetersiz kalacak.

Birkaç somut öngörüm var:

Birincisi, SFA tamamen konuşma tabanlı olacak. Satışçı form doldurmayacak, ekran ekran gezinmeyecek. Sisteme konuşarak veya mesaj yazarak bilgi verecek, sistem de aynı şekilde yanıt verecek. "Bugün Mehmet Bey'le görüştüm, fiyat konusunda tereddütleri var, rakip teklifle karşılaştırıyor" dediğinizde, sistem bunu anlayacak, kaydedecek, analiz edecek ve size bir sonraki adımı önerecek.

İkincisi, SFA proaktif olacak. Bugün SFA'ya siz soruyorsunuz, o cevap veriyor. 2030'da SFA size gelecek: "Yarın görüşeceğin müşterinin sektöründe yeni bir regülasyon çıktı, bunu bilmen gerekiyor" veya "Bu müşteriden üç haftadır sipariş gelmedi, geçen yıl aynı dönemde aktifti — bir kontrol ziyareti planlamalısın."

Üçüncüsü — ve bu çok önemli — SFA şirketin diğer sistemleriyle tamamen entegre çalışacak. ERP, CRM, muhasebe, lojistik — hepsi tek bir bilgi havuzunda birleşecek. Satışçı müşteriye giderken o müşterinin ödeme geçmişini, stok durumunu, lojistik kapasitesini, hatta o bölgedeki pazar trendlerini tek bir yerden görecek.

Peki satışçının rolü ne olacak? Satışçı kaybolmayacak — ama rolü dönüşecek. Rutin işleri yapay zekâ üstlenecek: veri girişi, raporlama, rut planlama, temel müşteri takibi. Satışçı ise ilişki kurma, karmaşık müzakere, güven inşa etme gibi insani becerilerin ön planda olduğu işlere odaklanacak. Yani satışçı "daha az satışçı" değil, "daha stratejik satışçı" olacak.

Satış yöneticisi için de aynı şey geçerli. Bugün zamanının büyük bölümünü rapor toplamaya, sahayı kontrol etmeye harcıyor. 2030'da bu işlerin çoğunu yapay zekâ yapacak. Yönetici ise koçluk, strateji ve ekip geliştirme gibi yüksek etkili alanlara odaklanacak.

Biz Ekmob olarak bu geleceği bugünden inşa etmeye çalışıyoruz. Bu bir tercih değil, bir zorunluluk. Çünkü bu dönüşümü yapmayanlar, beş yıl sonra hâlâ Excel tabloları ve PDF raporlarla sahayı yönetmeye çalışıyor olacaklar — ve o yarışı kaybedecekler.



284 kez görüntülendi. 31.08.2026  tarihinde eklendi.
Yukarı Dön