Savunma sanayisinde ERP’den beklenenler değişiyor. Şirketler artık yalnızca siparişleri, stokları ve muhasebe kayıtlarını yöneten bir yazılım değil; proje maliyetlerini, üretim süreçlerini, kalite kontrolü ve malzeme hareketlerini uçtan uca izleyebilecekleri bir yönetim altyapısı arıyor. Ankara merkezli Thales Bilişim, IAS’nin tek Platin Çözüm Ortağı olarak caniasERP projelerini IoT kurulumları, süreç danışmanlığı, DDX danışmanlığı ve yatırım teşvik danışmanlığı gibi hizmetlerle birlikte ele alıyor.

Thales Bilişim Kurucu Ortakları Ali Gökcek, Sedat Bal ve Eray Cansoy ile savunma sanayisinde ERP projelerinin neden farklılaştığını, üretim sahasındaki verinin sisteme nasıl taşındığını, farklı sektörlerdeki deneyimlerini ve yapay zekanın ERP kullanımını nasıl değiştireceğini konuştuk.
TheProwess: Savunma sanayisinde faaliyet gösteren şirketlerin ERP’den beklentileri nasıl farklılaşıyor?
Ali Gökcek: Her sektörün, hatta aynı sektörde faaliyet gösteren farklı şirketlerin bile ERP’den beklentileri farklı olabiliyor. Bu nedenle ERP projelerinde tek bir standart yaklaşımın bütün şirketlere uygulanmasının doğru olmadığını düşünüyoruz.
Bu noktada Thales Bilişim’in sadece savunma değil, otomotiv, gıda, tekstil, matbaa, makine, inşaat ve maden gibi bir çok sektörde uzmanlaştığını belirtmekte fayda görüyorum. Savunma sanayisi bir çok sektörde olduğu gibi güçlü kaslarımızdan birisi.
Üretim yapan bir şirkette üretim planlama, stok ve maliyet yönetimi ön plana çıkabilirken; başka bir şirkette kalite yönetimi, satış süreçleri, tedarik zinciri veya malzeme izlenebilirliği daha kritik hale gelebiliyor.
Savunma ve havacılık gibi proje bazlı üretimin ve yüksek izlenebilirlik ihtiyacının öne çıktığı sektörlerde ise kullanılan malzemenin, üretim aşamalarının, teknik dokümanların, kalite kontrollerinin ve proje maliyetlerinin uçtan uca takip edilebilmesi büyük önem taşıyor.
Dolayısıyla bizim için temel konu sektörün kendisinden ziyade, şirketin iş yapış biçimini ve kritik süreçlerini doğru analiz etmek. ERP sistemini de bu ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendiriyoruz.
TheProwess: Bu projelerde en fazla zorlanılan konu teknoloji mi, yoksa süreçlerin yönetimi mi?
Sedat Bal: Çoğu zaman asıl zorluk teknoloji değil, süreçlerin yeterince açık tanımlanmamış olmasıdır. Aynı işlemin farklı departmanlarda farklı yöntemlerle yürütüldüğünü veya kritik bilgilerin kişilerin deneyimlerinde, Excel dosyalarında ya da birbirinden bağımsız sistemlerde tutulduğunu görebiliyoruz.
ERP projesi aslında bu yapının görünür hale gelmesini sağlıyor. Kimin hangi veriden sorumlu olduğu, hangi işlemin hangi onaydan geçeceği ve istisnaların nasıl yönetileceği netleşmeden sağlıklı bir sistem kurmak oldukça zor.
Bu nedenle ERP projesini yalnızca bilgi işlem departmanının sorumluluğunda görmek doğru değil. Üst yönetimin, süreç sahiplerinin ve sistemi günlük olarak kullanacak ekiplerin projeye aktif katılımı gerekiyor.
Biz danışmanlık tarafında yalnızca yazılımın kurulumuna değil, şirketin süreçlerinin doğru şekilde analiz edilmesine ve mümkün olduğunca sade, ölçülebilir ve sürdürülebilir hale getirilmesine de odaklanıyoruz.
TheProwess: Thales Bilişim’in özellikle savunma sanayisindeki proje deneyimi nasıl şekillendi?
Ali Gökcek: Ankara’da bulunmamız nedeniyle savunma ve havacılık ekosistemiyle uzun süredir yakın çalışıyoruz. TTAF Savunma, DEICO, Tasecs Savunma, Nero Endüstri, Gökser Ar-Ge, BİTES ve 3EN gibi sektörün öncü şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz projeler, farklı üretim ve proje yapılarını yakından tanımamızı sağladı.
Ancak faaliyet alanımızı yalnızca savunma ve havacılık sektörüyle sınırlandırmıyoruz. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük ölçekli ve kurumsal şirketlerle de projeler gerçekleştiriyoruz.
Yayla Gıda veya Panelsan gibi sektöründe güçlü konuma sahip şirketlerle çalışmak, farklı üretim modellerinin, tedarik zinciri yapıların ve operasyonel ihtiyaçların ERP perspektifinden değerlendirilmesine katkı sağlıyor.
Her sektörün ve her şirketin dinamikleri farklı. Bir şirkette üretim planlama ve kapasite yönetimi ön plana çıkarken, başka bir şirkette maliyet kontrolü, kalite, stok yönetimi veya izlenebilirlik daha kritik olabiliyor.
Bu nedenle bizim yaklaşımımız hazır bir ERP şablonunu müşteriye uygulamak değil. Önce şirketi, süreçlerini ve hedeflerini anlamak; ardından caniasERP’nin esnek yapısını bu ihtiyaçlar doğrultusunda en doğru şekilde kurgulamak.
TheProwess: IAS’nin Platin Çözüm Ortağı olmanız müşterileriniz açısından ne ifade ediyor?
Eray Cansoy: IAS’nin Platin Çözüm Ortağı olmak, caniasERP konusundaki ürün bilgimizin ve proje deneyimimizin belirli bir seviyeye ulaştığını gösteren önemli bir yetkinlik.
Ancak müşteriler açısından asıl önemli olan unvanın kendisinden ziyade, bu yetkinliğin projeye nasıl yansıdığıdır.
CaniasERP’nin en önemli avantajlarından biri esnek ve geliştirilebilir bir platforma sahip olması. Bu esneklik, farklı sektörlerdeki ve farklı iş modellerine sahip şirketlerin ihtiyaçlarına göre uyarlanabilmesi açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
Amacımız yalnızca bugün çalışan bir sistem kurmak değil, şirket büyüdüğünde ve süreçleri değiştiğinde de yönetilebilirliğini koruyan sürdürülebilir bir yapı oluşturmak.
TheProwess: ERP ile üretim sahası arasındaki veri kopukluğu nasıl gideriliyor?
Sedat Bal: ERP’de bir üretim emrinin açılması, sahadaki üretimin planlandığı şekilde ilerlediği anlamına gelmiyor.
Gerçekleşen üretim miktarı, makine duruşları, çevrim süreleri, fireler veya üretim performansı gibi veriler manuel olarak sisteme giriliyorsa verinin gecikmesi veya hatalı aktarılması mümkün.
IoT uygulamaları burada önemli bir rol üstleniyor. Makinelerden ve üretim hatlarından alınan verileri ERP sistemiyle ilişkilendirdiğimizde, üretim süreçleri hakkında çok daha güncel ve anlamlı bir görünürlük elde edilebiliyor.
Bu verileri üretim emirleri, bakım kayıtları, kalite sonuçları ve maliyet bilgileriyle ilişkilendirmek, yöneticilerin operasyonu yalnızca geçmiş veriler üzerinden değil, daha güncel veriler üzerinden değerlendirmesine yardımcı oluyor.
Ancak burada önemli olan yalnızca daha fazla veri toplamak değil. Hangi verinin hangi kararı destekleyeceğinin en baştan belirlenmesi gerekiyor. Kullanılmayan büyük bir veri havuzu oluşturmak tek başına dijital dönüşüm anlamına gelmiyor.
TheProwess: ERP ve IoT yatırımlarının hangi önceliklerle hayata geçirileceği, şirketin dijital olgunluk düzeyinin doğru belirlenmesine bağlı. TÜBİTAK TÜSSİDE tarafından geliştirilen DDX Dijital Dönüşüm Değerlendirme Modeli de işletmelerin mevcut durumunun analiz edilmesini ve ihtiyaçlarına uygun bir dönüşüm yol haritası oluşturulmasını amaçlıyor. Peki DDX danışmanlığı şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerinde nasıl bir rol oynuyor?
Eray Cansoy: Dijital dönüşümde en sık karşılaştığımız konulardan biri, şirketlerin teknolojiye ihtiyaçlarını net olarak belirlemeden yatırım yapmaya başlamaları.
DDX yaklaşımını burada önemli bir başlangıç noktası olarak görüyoruz. Şirketin mevcut durumunu, süreçlerinin olgunluğunu, teknoloji altyapısını, veri yönetimini ve insan kaynağını birlikte değerlendirerek hangi alanlarda önceliklendirme yapılması gerektiğini ortaya koyuyoruz.
Ekibimizde TÜBİTAK TÜSSİDE’nin DDX Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Sertifika Programı’nı tamamlayan uzmanımız bulunuyor. Bu yetkinliği; ERP, IoT ve veri analitiği gibi farklı teknoloji yatırımlarını şirketin genel dijital dönüşüm yol haritası içerisinde değerlendirmek için kullanıyoruz.
Buradaki temel amacımız şirketin ihtiyacı olmayan bir teknolojiye yatırım yapmasının veya henüz hazır olmadığı bir dönüşüm projesine başlamasının önüne geçmek.
Bize göre dijital dönüşüm, teknoloji satın almakla değil, doğru problemi tespit etmek ve bu probleme uygun çözümü doğru şekilde konumlandırmakla başlıyor.
TheProwess: DDX ile şirketin mevcut durumu ve yatırım öncelikleri belirlenebiliyor. Ancak dönüşüm projelerinin hayata geçirilmesinde teknolojik hazırlık kadar yatırımın finansal açıdan doğru planlanması da önem taşıyor. Teknoloji ve ERP alanında faaliyet gösteren bir şirket olarak teşvik danışmanlığını hizmetlerinize neden dahil ettiniz?
Ali Gökcek: Çünkü bir yatırımın başarılı olması yalnızca doğru teknolojinin seçilmesine bağlı değil. Yatırımın doğru zamanda, doğru kapsamda ve doğru finansal yapı içerisinde planlanması da en az teknoloji seçimi kadar önemli.
Burada teşvik danışmanlığının önemini yalnızca bir başvuru sürecinin yönetilmesi olarak görmüyoruz. Öncelikle şirketin yatırımını, ihtiyacını ve hedefini anlamak gerekiyor. Daha sonra yatırımın niteliğine uygun teşvik ve destek mekanizmalarının değerlendirilmesi ve sürecin doğru şekilde yönetilmesi gerekiyor.
Farklı sektörlerde yürüttüğümüz teşvik çalışmalarında da görüyoruz ki, doğru yapılandırılmış bir teşvik haritası şirketlerin yatırımlarını hayata geçirmelerinde önemli bir avantaj sağlayabiliyor.
Bizim yaklaşımımızda teşvik, yatırım kararını yönlendiren temel unsur olmamalı. Önce şirketin gerçek ihtiyacı ve yatırımdan beklediği sonuç belirlenmeli; ardından bu yatırımın hangi teşvik ve desteklerden yararlanabileceği değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla teşvik danışmanlığını, yatırımın başından itibaren ele alınması gereken stratejik bir danışmanlık alanı olarak görüyoruz.
TheProwess: Yapay zeka ERP sistemlerinde somut olarak neleri değiştirecek?
Sedat Bal: Yapay zekânın ilk aşamada ERP’nin yerini almasından ziyade, ERP içerisinde bulunan veriden daha hızlı ve anlamlı sonuçlar çıkarılmasını sağlayacağını düşünüyoruz.
Talep tahmini, üretim planlama, anomali tespiti, bakım ihtiyacının öngörülmesi ve karar destek mekanizmaları yapay zekânın önemli kullanım alanları arasında olacak.
Ancak burada kritik konu veri kalitesi. ERP sistemindeki veriler eksik, hatalı veya tutarsızsa yapay zekâdan güvenilir sonuç beklemek mümkün değil.
Bu nedenle yapay zekâ, aslında şirketlerde veri sahipliğini ve süreç disiplinini daha da önemli hale getiriyor. Öncelikle doğru verinin doğru şekilde üretilmesi ve yönetilmesi gerekiyor.
IAS’nin caniasERP bünyesinde yapay zekâ entegrasyonu ve geliştirmeleri konusunda önemli çalışmalar yürüttüğünü biliyoruz. Biz de Thales Bilişim olarak bu gelişmeleri yakından takip ediyor ve ortaya çıkacak teknolojilerin sahadaki uygulamalarını değerlendiriyoruz.
Bizim bu konudaki yaklaşımımız net: Yapay zekâ yalnızca sisteme eklenen dikkat çekici bir özellik olmamalı. Gerçek ve ölçülebilir bir iş problemine çözüm üretmeli.
TheProwess: ERP, IoT ve yapay zekânın giderek daha fazla iç içe geçtiği bir döneme giriyoruz. Sizce önümüzdeki dönemde bir ERP projesinin başarısını hangi unsurlar belirleyecek?
Ali Gökcek: Geleceğin başarılı sistemleri yalnızca şirketin geçmişte ne yaptığını kaydeden sistemler olmayacak. Aynı zamanda şirket yöneticilerine mevcut durumu daha hızlı gösteren, olası sorunları daha erken fark etmeye yardımcı olan ve doğru zamanda karar alınmasını destekleyen yapılar olacak. ERP, IoT ve yapay zeka arasındaki bağlantı bu nedenle önemli.
Bizim önceliğimiz de farklı sektörlerde edindiğimiz proje deneyimini; caniasERP, IoT, DDX ve teşvik danışmanlığı yetkinliklerimizle bir araya getirerek şirketlere uçtan uca değer sağlayabilmek.
Savunma ve havacılık alanında önemli proje deneyimimiz bulunuyor. Bununla birlikte farklı üretim sektörlerindeki büyük ölçekli şirketlerle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar da bize farklı iş modellerini ve ihtiyaçları yakından tanıma fırsatı veriyor.
?>Teknolojiler değişmeye devam edecek. Ancak hangi sektörde faaliyet gösterirse göstersin bir şirket için başarının temelinde aynı unsurların bulunduğuna inanıyoruz: Doğru ihtiyacı belirlemek, güvenilir veri üretmek, süreçleri doğru analiz etmek ve teknolojiyi şirketin gerçek iş yapış biçimine uyarlamak. Biz de Thales Bilişim olarak kendimizi yalnızca bir ERP uygulama firması olarak değil; şirketlerin dijitalleşme, süreç geliştirme ve yatırım yolculuklarında uzun vadeli çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz.


