Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) süreçleri, işgücünden beklentiler, yönetici yetkinlikleri ve işverenlerin çalışanlarından bekledikleri, yapay zekânın hayatımıza girmesiyle birlikte kökten değişmeye başladı.
Ancak içinde bulunduğumuz dönüşümün yalnızca yeni bir teknoloji dalgası olarak değerlendirilmesinin eksik olacağını düşünüyorum. Karşı karşıya olduğumuz değişim, kurumların çalışma biçimlerini ve hatta “çalışan” kavramının kendisini yeniden tanımlıyor. Bugüne kadar ERP, CRM ve İnsan Kaynakları sistemleri ağırlıklı olarak insanların gerçekleştirdiği iş süreçlerini sayısallaştırmak ve yönetmek üzere tasarlandı. Önümüzdeki dönemde ise aynı iş sürecinin içerisinde insanlar, yapay zekâ destekli yazılım vekilleri, otonom sistemler ve fiziksel robotlar birlikte görev almaya başlayacak.
Dolayısıyla geleceğin kurumlarında temel soru yalnızca “Hangi yazılımı kullanacağız?” olmayacak. Asıl soru; “İnsanlarla yapay zekâ vekillerinin, otonom sistemlerin ve robotların birlikte çalıştığı organizasyonu nasıl yöneteceğiz?” olacak.
Bu değişim, kullandığımız kurumsal yazılımların mimarisini de dönüştürüyor. Artık bir yazılımın kendi içinde ne kadar yetenekli olduğu kadar, başka sistemlerle ve yapay zekâlarla ne ölçüde iletişim kurabildiği önem kazanıyor. Uygulama Programlama Arayüzleri (API) uzun süredir bu yapının temel bileşenlerinden biriydi. Bugün bunlara Model Bağlam Protokolü (MCP) gibi, yapay zekâ sistemlerinin kurumsal araçlar ve verilerle standart biçimde etkileşmesini sağlayan yeni yaklaşımlar ekleniyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde başarılı kurumsal uygulamaların kapalı sistemler değil; insanlarla, diğer yazılımlarla ve yapay zekâ vekilleriyle sürekli iletişim kurabilen açık ekosistemlerin parçaları olacağını öngörüyoruz.
Öner Bilişim olarak araştırmalarımızı tam da bu değişimin üzerine yoğunlaştırdık. Çalışan, işveren, yönetici, yapay zekâ vekili, otonom sistem ve robotlar arasındaki ilişkinin nasıl yönetileceğini ve geleceğin organizasyon yapısının nasıl şekilleneceğini inceliyoruz.
Araştırmalarımız sırasında ulaştığımız en önemli sonuçlardan biri, bu dönüşümün yalnızca Bilgi İşlem veya İnsan Kaynakları bölümlerinin mevcut görev tanımları içerisinde yönetilemeyecek kadar kapsamlı olduğudur.
Benzer biçimde Bilgi İşlem bölümlerinin görevi de yalnızca altyapının ve kurumsal yazılımların çalışmasını sağlamak olmaktan çıkıyor. İnsan Kaynakları ile Bilgi İşlem arasında bugünkünden çok daha güçlü bir ortak yönetim alanı oluşacağını düşünüyorum. Bu nedenle kurumlara tavsiyemiz, yapay zekâ dönüşümünü yalnızca birkaç uygulamaya yapay zekâ özelliği eklemek veya çalışanlara yeni araçlar satın almak olarak görmemeleridir.
ERP dönüşümlerinde nasıl önce süreçler tasarlanıyor, görevler ve sorumluluklar belirleniyor, organizasyon hazırlanıyor ve ardından teknoloji devreye alınıyorsa; yapay zekâ dönüşümünde de benzer bir yol izlenmelidir.
Önce yeni çalışma modelimizi tasarlamalı, sonra teknolojiyi bu modele göre konumlandırmalıyız.
Amacımız; insan çalışanların, yapay zekâ vekillerinin, otonom sistemlerin ve robotların aynı organizasyon içerisinde görev, yetki, yetkinlik, performans ve sorumluluk açısından birlikte yönetilebilmesini sağlamak. Çünkü önümüzdeki dönemin en önemli kurumsal dönüşümlerinden birinin, insanların yerine yapay zekânın geçmesi değil; insanlarla yapay zekânın aynı organizasyon içerisinde nasıl birlikte çalışacağının öğrenilmesi olacağına inanıyorum. Bu nedenle yapay zekâ dönüşümünü bir yazılım satın alma kararı olarak değil, yeni bir organizasyon ve yönetim modeline geçiş olarak görmek gerekiyor.
?>Kurumların bugünden cevaplamaya başlaması gereken soru artık şudur: Geleceğin işgücünü oluşturan insanları, yapay zekâ vekillerini ve robotları kim ve nasıl yönetecek?



