• 27 Nisan 2026 / Pazartesi 15:59
Tayfun Şanlık

Tayfun Şanlık

CEO

Tayfun Şanlık, Türkiye'nin kurumsal yazılım ekosisteminin en deneyimli isimlerinden biridir. 2000 yılından bu yana bilgi teknolojileri ve ERP dünyasında aktif olarak yer alan Şanlık, 'yenilikçilik' ve 'katma değer' ilkeleriyle yola çıkan çekirdek ekibini 2011 yılında Hitsoft çatısı altında bir araya getirerek Türkiye'nin en büyük SAP Business One çözüm ortağını kurmuştur. Şanlık liderliğindeki Hitsoft, bugün 100'ü aşkın uzman kadrosuyla 18 ülkede faaliyet göstermekte ve 300'den fazla başarılı projeye imza atmış bulunmaktadır. SAP Business One ve S/4HANA Cloud çözümlerinin yanı sıra Şanlık, girişimcilik vizyonuyla itobe gibi farklı teknoloji girişimlerinde de aktif roller üstlenmektedir. Bu çok yönlü yapı, onun yalnızca bir ERP danışmanı değil, aynı zamanda teknoloji ekosisteminin farklı katmanlarında değer üreten bir girişimci olduğunu ortaya koymaktadır. Sektördeki çeyrek asırlık birikimi, uluslararası proje deneyimi ve yenilikçi bakış açısıyla Tayfun Şanlık, Türkiye'den dünyaya açılan kurumsal yazılım başarı hikâyesinin öncü isimlerinden biri olarak tanınmaktadır.

Tayfun Şanlık


CEO

Önceki Yazıları

 

Hitsoft Perspektifiyle ERP: Teknoloji mi, İhtiyaç mı?

Türkiye’de faaliyet gösteren teknoloji şirketlerinin uluslararası pazarlardaki varlığı son yıllarda daha görünür hale geliyor. Özellikle ERP alanında, yalnızca teknoloji geliştirmek değil; bu teknolojiyi farklı ölçek ve ihtiyaçlara sahip işletmelere doğru şekilde uyarlayabilmek, giderek daha fazla önem kazanan bir konu olarak öne çıkıyor.

Bu çerçevede, ERP ve kurumsal yazılım alanında uzun yıllara dayanan deneyime sahip Hitsoft Kurucusu ve CEO'su Tayfun Şanlık ile globalleşme deneyimlerini, Hitsoft’un yolculuğunu, ERP ekosistemindeki dönüşümü ve sektörde öne çıkan eğilimleri konuştuk.

Şanlık, ERP’nin geleceğinin yalnızca teknolojik gelişmelerle değil; bu teknolojilerin işletmelerin gerçek ihtiyaçlarıyla ne ölçüde örtüştüğüyle şekilleneceğini vurguluyor. Bu yaklaşım, teknoloji ile iş süreçleri arasındaki ilişkinin yeniden ele alınmasını da beraberinde getiriyor.

TheProwess: Türkiye'den çıkan bir şirket olarak global SAP partnerleri arasına girmek… Bu başarıyı sağlayan en kritik faktör neydi?

Bu başarıyı tek bir faktörle açıklamak zor. Aslında bir bütünün parçalarının doğru şekilde bir araya gelmesi diyebilirim. Ama bir tanesini özellikle vurgulamak gerekirse, o da şu: müşteri başarısını kendi başarımız olarak görmek.
Biz hiçbir zaman sadece yazılım kuran bir şirket olmadık. Her projeye, müşterinin iş süreçlerini gerçekten anlayarak yaklaşmayı tercih ettik.
2000’li yılların başından bu yana edindiğimiz sektörel deneyim, farklı ölçeklerdeki şirketlerle çalışma fırsatımız ve her projeden çıkardığımız dersler bizi bugün bulunduğumuz noktaya taşıdı.
Türkiye gibi dinamik ve karmaşık bir pazarda çalışmak aslında büyük bir avantaj. Çünkü burada başarılı olabiliyorsanız, dünyanın pek çok yerinde de başarılı olabilirsiniz demektir. Sürekli değişen mevzuatlar, yüksek müşteri beklentileri ve lokalizasyon ihtiyaçları bizi hep canlı tuttu.
Bir diğer kritik unsur ise ekip kalitesi. 100’ün üzerinde SAP sertifikalı danışmanla çalışıyoruz ve bu ekibin büyük bölümü uzun yıllardır bizimle. Bu da bilgi birikiminin kurum içinde kalmasını ve her projede üzerine koyarak ilerlememizi sağlıyor.
Global sıralamalarda yer almak aslında bir sonuç. Asıl değerli olan, yıllar içinde inşa ettiğimiz bu kültür.

TheProwess: Yurt dışı ofislerinizle birlikte Hitsoft'u bugün nasıl tanımlarsınız: yerel bir başarı hikâyesi mi, yoksa global bir oyuncu mu?

Aslında ikisi de. Ancak bugün baktığımızda ağırlık merkezinin global tarafa doğru kaydığını söyleyebilirim.
Hitsoft şu anda 18 ülkede faaliyet gösteriyor. Ama bunu sadece yeni pazarlara açılmak olarak görmüyoruz. Her pazarda yerel dinamikleri anlayan, o pazarı “içeriden” bilen ve müşteriye gerçekten yakın olan bir yapı kurmaya odaklanıyoruz.
Ama şunu da samimiyetle söyleyebilirim ki Türkiye bizim kökümüz. Ve bizi farklı kılan da köklerimizden aldığımız güç. Burada kazandığımız hız ve çözüm odaklılık, global pazarlarda ciddi bir rekabet avantajı sağlıyor.
Örneğin, Batı Avrupa’da aylarca sürebilecek bir implementasyonu biz haftalar içinde, aynı kalite standartlarıyla tamamlayabiliyoruz.
Bugün Hitsoft’u 'Türkiye’den çıkmış bir global teknoloji şirketi' olarak tanımlamak en doğrusu. Yerel başarı hikâyemizi çoktan aşarak küresel bir oyuncu haline geldik. Ancak globalleşirken, bizi biz yapan Türk iş yapma kültürünün güçlü yanlarını da yanımızda taşımaya devam ediyoruz. Amacımız, bu kültürel dinamizmi global teknoloji standartlarıyla birleştirerek fark yaratmak.

TheProwess: Yeni startup girişimleriniz Hitsoft'un stratejisinde nasıl bir rol oynuyor?

Startup’lar bizim için ayrı bir alan değil, mevcut işimizin doğal bir uzantısı.
ERP projelerinde sahada sürekli olarak karşılanamayan ihtiyaçlar görüyoruz. SAP’nin standart çözümlerinin ötesinde kalan bu alanlar, bizim için yeni girişimlerin çıkış noktası oluyor. Hitsoft olarak bu boşlukları doldurmak için de yeni girişimler başlatıyoruz.
Aynı zamanda startup’ları bir inovasyon laboratuvarı olarak görüyoruz. Büyük kurumsal yapılarda çok hızlı hareket etmek bazen zor olabiliyor. Ancak butik yapılarla yeni teknolojileri, iş modellerini ve pazarları test edebiliyoruz.
Bu, Hitsoft'un 5-10 yıl sonrası için bir nevi "gelecek sigortası" işlevi görüyor. Hedefimiz, kurumsal yazılım dünyasında tek bir ürüne bağımlı olmayan, çok katmanlı bir teknoloji grubu inşa etmek.

TheProwess: SAP Business One'ın gücü nereden geliyor: ürünün kendisinden mi, ekosistemden mi, yoksa müşteri alışkanlıklarından mı?

Ürün, ekosistem ve müşteri alışkanlıkları olmak üzere üç temel unsurun birleşmesinden diyebiliriz.
SAP Business One, KOBİ segmenti için oldukça sağlam bir temel sunuyor. Tek bir yapı üzerinden tüm iş süreçlerini yönetebilme imkânı sağlıyor. Arkasında SAP'nin kurumsal DNA'sı ve güvenilirliği de mevcut. Ayrıca KOBİ'nin ihtiyaç duyduğu sadelik ve hızlı implementasyon kapasitesine de sahip.

Asıl farkımız ekosistemimizde gizli. Standart ürünleri, Hitsoft’un yıllara dayanan sektörel tecrübesi ve geliştirdiği özel eklentilerle güçlendiriyoruz. Öyle bir noktaya geliyoruz ki; müşteri SAP Business One’ı artık kendi öz yazılımı gibi kullanmaya başlıyor.
İş süreçlerinin kalbine yerleşen bu sistem hem veri güvenliği hem de kullanım alışkanlığıyla müşteride tam bir güven sağlıyor. Biz sadece bir teknoloji sunmuyoruz; müşterilerimizle birlikte büyüyen, güven üzerine kurulu uzun vadeli bir gelecek inşa ediyoruz.
Kısaca özetlemek gerekirse: ürün kapıyı açıyor, ekosistem değeri büyütüyor, müşteri deneyimi ise sürdürülebilirliği sağlıyor.

TheProwess: S/4HANA Public Cloud ile birlikte klasik ERP danışmanlığı modeli sizce nasıl değişiyor? S/4HANA Public Cloud sizce bugün Türkiye pazarı için gerçekten hazır mı?

Klasik ERP danışmanlığı modeli köklü bir dönüşümden geçiyor ve S/4HANA Public Cloud bu dönüşümün en belirgin katalizörü konumunda.
Eskiden danışmanlar, müşterinin her ihtiyacına göre sistemi şekillendiren bir “uygulayıcı” rolündeydi. Bugün ise daha çok yön gösteren, en iyi uygulamalara göre süreçleri hizalayan bir “stratejist” rolüne evriliyor.

Aslında bu paradigma değişimi bizim için hem büyük bir fırsat hem de ciddi bir meydan okuma. Fırsat diyorum; çünkü implementasyon süreleri kısalıyor, güncelleme maliyetleri düşüyor ve müşterilerimiz sürekli güncel kalan bir platformun avantajını yaşıyor.
Meydan okuma tarafı ise biraz daha kültürel. Türkiye'deki pek çok şirket hâlâ 'Benim iş yapış şeklim farklı, sistemi bana özel hale getirin' mantığında ilerliyor. Public Cloud’un özündeki o 'standarda uyum sağlama' (fit-to-standard) yaklaşımı, bu geleneksel zihniyetle bazen çatışabiliyor. İşte biz burada devreye girip bu dönüşümü yönetiyoruz.

Lokalizasyon tarafında SAP gerçekten çok ciddi adımlar attı. Artık e-fatura ve e-defter gibi Türkiye'ye özgü yasal gereksinimlerin tamamı Public Cloud üzerinden sorunsuz yürütülebiliyor. Tabii Türkiye’deki KOBİ’lerin o yüksek 'özelleştirme' beklentisini de göz ardı edemeyiz. Bu alışkanlıkları düşündüğümüzde önümüzdeki 2-3 yılın, pazarın Public Cloud’a iyice ısınacağı bir geçiş dönemi olacağını düşünüyorum. Biz de Hitsoft olarak bu süreçte sadece bir teknoloji sağlayıcısı olmayı değil, müşterilerimizin bu yeni dünyaya adapte olmasını sağlayan stratejik bir rehber olmayı hedefliyoruz.

TheProwess: Bugün bir CEO size "SAP Business One mı, S/4HANA mı?" diye sorsa, aslında doğru soruyu sormuyor olabilir mi?

Kesinlikle. Bu soru aslında 'İki dev otomobil markasından hangisi daha iyi?' diye sormak gibi bir şey. İkisi de mükemmel araçlar ama hangisinin sizin için doğru olduğu, tamamen nereye ve nasıl gitmek istediğinize bağlı.
Asıl sormamız gereken soru şu: 'Şirketim bugün nerede, 5 yıl sonra nerede olmak istiyor ve bu yolculukta ERP’den ne bekliyorum?' Bu sorunun cevabı, doğru çözümü de zaten kendiliğinden getiriyor.
Örneğin; yıllık cirosu 3-5 milyon dolar olan, 30-40 çalışanı bulunan bir üretim şirketi için S/4HANA Public Cloud yatırımı yapmak, tabiri caizse küçük bir apartman dairesine endüstriyel klima takmaya benzer. Teknik olarak çalışır ama hem orantısızdır hem de maliyetlidir. Öte yandan, 50 milyon dolar cirolu, çok lokasyonlu ve karmaşık bir tedarik zinciri yöneten bir yapı için de SAP Business One yetersiz kalabilir.
Biz Hitsoft olarak müşteriyle ilk masaya oturduğumuzda ürün satmıyoruz; iş analizi yapıyoruz. Şirketin büyüme planını, organizasyonel yapısını, sektörel ihtiyaçlarını ve bütçe gerçeklerini masaya yatırıyoruz. Bazen bir CEO kapımızı 'Ben S/4HANA istiyorum' diye çalıyor; ancak analizlerimiz sonucunda SAP Business One’ın onun için çok daha verimli olduğunu görüyoruz ya da tam tersi bir tabloyla da karşılaşabiliyoruz.
Günün sonunda bizim asıl amacımız sadece ürün satmak değil, işletme için en doğru ve sürdürübilir çözümü bulmaktır.

TheProwess: "Clean Core" yaklaşımı sahada ne kadar uygulanabilir? SAP'nin vizyonu mu kazanacak, yoksa müşteri talepleri mi?

Clean Core, SAP’nin son yıllardaki en stratejik hamlelerinden biri ve arkasındaki mantık aslında çok sağlam: ERP çekirdeğini temiz tutun, özelleştirmeleri dışarıda yapın ki sürekli güncellenebilir ve geleceğe hazır bir sisteminiz olsun.
Teoride her şey mükemmel ama pratikte işler biraz daha karmaşık. Sahada yıllar içinde onlarca özelleştirme yapılmış, yoğun ABAP kodlarıyla örülmüş sistemlerle karşılaşıyoruz. Bu şirketlere bir anda 'her şeyi sıfırlayıp Clean Core'a geçin' demek, birine evindeki tüm eşyaları atıp minimalist bir hayata geçmesini söylemek gibidir. Mantıklı ama hayata geçirmesi hiç kolay değil.
Bence burada kazanan ne sadece SAP’nin vizyonu ne de sadece müşterinin eski alışkanlıkları olacak. Kazanan, bu iki dünyayı akıllıca harmanlayabilen yaklaşım olacak. Tam bu noktada SAP’nin BTP üzerinden sunduğu Side-by-Side Extension modeli, bizim için kritik bir köprü görevi görüyor. Müşterinin ihtiyaç duyduğu o özel dokunuşları, sistemin çekirdeğine dokunmadan, bulut tabanlı eklentilerle gerçekleştirebiliyoruz.
Biz Hitsoft olarak bu süreçte 'evrimsel' bir yaklaşımı savunuyoruz. Müşteriyi iş sürekliliğini riske atmadan, adım adım Clean Core dünyasına yaklaştırıyoruz. Sonuçta SAP’nin vizyonu doğru yönü gösteriyor ama o hedefe giden yol her müşteri için farklı bir rota gerektiriyor. Bizim işimiz de SAP vizyonu ile müşteri ihtiyaçlarını en dengeli şekilde birleştirmek.

TheProwess: Önümüzdeki 5 yıl içinde ERP dünyasında asıl kazanan kim olacak?

Kısacası müşteriyi gerçekten dinleyen ve teknolojiyi onun diline tercüme edebilen şirketler diyebiliriz.

ERP dünyası büyük bir dönüşümün eşiğinde. Yapay zeka, bulut bilişim, düşük kodlu/kodsuz platformlar, gömülü analitik... Tüm bu teknolojiler ERP'nin tanımını gün ve gün yeniden yazıyor. 5 yıl sonra "ERP" dediğimizde, bugünkü anladığımız şeyden çok farklı bir yapıdan bahsediyor olacağız.

Ama teknoloji tek başına kazandırmayacak. Yapay zekayı ERP'ye entegre etmek güzel; ama o AI'ın müşterinin gerçek iş problemini çözmesi lazım. Buluta geçmek önemli; ama müşterinin verisinin güvende olduğunu hissetmesi lazım. Kodsuz platformlar harika; ama arkasında sağlam bir iş süreci tasarımı olması lazım.

Geleceğin kazananları üç grup olacak: Birincisi, ekosistem gücünü artıran dev platform şirketleri. İkincisi, belirli sektörlerde çok derin uzmanlığı olan niş oyuncular. Üçüncüsü ve bence en değerlisi; müşteriyle arasında sarsılmaz bir güven ilişkisi kurmuş, dijital dönüşüm yolculuğuna uzun vadeli eşlik edebilen iş ortakları.
Biz Hitsoft olarak kendimizi tam bu üçüncü grupta da konumlandırıyoruz. Çünkü teknoloji her gün değişir; ama güven ve birlikte yarattığınız o gerçek değer her zaman kalıcıdır.

İlgili Linkler:

 Tayfun Şanlık Linkedin Profili , Hitsoft Linkedin Profili ,  Hitsoft Web Sitesi



103 kez görüntülendi. 26.04.2026  tarihinde eklendi.
Yukarı Dön