• 17 Ekim 2026 / Cumartesi 01:32

ERP, Kayıt Sisteminden Karar Destek Merkezine Dönüşüyor

KOBİ’lerin ERP’den beklentileri, süreçleri tek bir sistemde yönetmenin ötesine geçiyor. Üretimden anlık veri toplamak, farklı uygulamaları bir araya getirmek ve mevcut veriden karar desteği elde etmek, işletmelerin gündeminde daha fazla yer buluyor. Bu ihtiyaçlar, ERP yatırımlarının nasıl planlanacağı ve yapay zekânın hangi işlerde kullanılabileceği sorularını da beraberinde getiriyor.

TheProwess olarak EROPA’nın kurucu ve yönetici ortaklarından Erhan Sunguroğlu ile KOBİ’lerin değişen beklentilerini, üretim verisinin ERP ile ilişkisini ve yapay zekâ çalışmalarını konuştuk. Sunguroğlu, ERP ve bilişim sektöründeki yaklaşık 25 yıllık deneyiminin yanı sıra “Satmadan Önce – Sektörel Genel Kültür Rehberi” adlı kitabın da yazarı. Röportajda ERP danışmanlığının geleceğini, EROPA’nın Avrupa pazarına yönelik hedeflerini ve yatırım yapacak işletmelere önerilerini paylaştı.

Prowess: KOBİ’lerin ERP’den beklentileri nasıl değişiyor? Son dönemde müşterilerinizden hangi ihtiyaçları daha sık duyuyorsunuz?

Erhan Sunguroğlu:

KOBİ’lerin ERP’den beklentileri son birkaç yılda ciddi biçimde değişti. Eskiden temel beklenti muhasebe, stok, satın alma, satış ve üretim süreçlerini tek sistemde toplamak ve doğru raporlamaktı. Bugün ise müşteriler “Veriyi sisteme girdim, bana ne söylüyor?” diye soruyor.

Özellikle anlık raporlama, mobil erişim, üretimin gerçek zamanlı izlenmesi, e-ticaret ve farklı platformlarla entegrasyon ve son dönemde doğal olarak yapay zekâ çok daha fazla gündemimize geliyor.

Ben ERP’nin bir kayıt sistemi olmaktan çıkıp şirketin karar destek merkezine dönüştüğünü düşünüyorum. Kullanıcıların onlarca raporu incelemesi yerine sisteme “Önümüzdeki üç ay hangi ürünlerde stok problemi yaşayabilirim?” veya “Hangi müşterilerimin siparişlerinde kârlılığım düşüyor?” diye sorabildiği bir döneme girdik.

Prowess: Üretimden anlık veri toplamak isteyen KOBİ’lerde en sık hangi hazırlık eksikleriyle karşılaşıyorsunuz? Veri düzeni, iş süreçleri ve çalışanların sisteme uyumu açısından nereden başlamak gerekiyor?

Erhan Sunguroğlu:

En büyük sorun teknoloji değil, veri ve süreç disiplini. Birçok işletme üretimden gerçek zamanlı veri almak istiyor ancak ürün ağaçları, rotalar, operasyon süreleri, stok kartları veya iş merkezi tanımları yeterince sağlıklı olmayabiliyor.

Bu nedenle biz mümkün olduğunca önce mevcut süreçleri anlamaya çalışıyoruz. Sahada gerçekten ne oluyor, ERP’de ne olduğu varsayılıyor ve bu ikisinin arasındaki fark nedir? Önce bunu ortaya çıkarmak gerekiyor.

İkinci önemli konu çalışanların sisteme katılımı. Üretimde çalışan kişi sistemi kendisine ilave iş çıkaran bir araç olarak görürse projenin başarılı olması zorlaşıyor. Veri girişini mümkün olduğunca kolaylaştırmak, otomatik veri toplamayı artırmak ve çalışanlara bu verinin kendi işlerini nasıl kolaylaştıracağını göstermek gerekiyor.

Kısacası önce süreç, sonra doğru veri, ardından teknoloji.

Prowess: Bütçesi ve teknik ekibi sınırlı bir KOBİ için ERP, MES ve WMS yatırımlarını nasıl aşamalandırıyorsunuz? İlk etapta hangi kazanımları hedefliyor, yatırımın karşılığını nasıl ölçüyorsunuz?

Erhan Sunguroğlu:

Her şeyi aynı anda yapmak çoğu KOBİ için doğru yaklaşım değil. Öncelikle işletmenin ana omurgasını ERP üzerinde kurmak gerekiyor. Finans, satış, satın alma, stok ve temel üretim süreçlerinin sağlıklı çalışması ilk aşama olmalı.

Sonrasında şirketin en fazla kayıp yaşadığı noktaya göre ilerlemek daha doğru. Üretimde görünürlük sorunu varsa MES, depo operasyonlarında ciddi verimsizlik varsa WMS önceliklendirilebilir.

Burada teknoloji yatırımı kadar yatırımın geri dönüşünü ölçmek de önemli. Stok seviyeleri ne kadar azaldı, üretim planına uyum arttı mı, teslim süreleri kısaldı mı, hatalı sevkiyat veya plansız satın alma azaldı mı, aynı işi yapmak için harcanan insan zamanı ne kadar düştü? Bunları proje öncesinde ve sonrasında ölçmek gerekiyor.

ERP projesinin başarısını “sistem çalışıyor” diye değil, işletmenin belirlediğimiz göstergelerinde ne kadar iyileşme sağladığıyla değerlendirmeliyiz.

Prowess: SAP Business One kullanan müşterileriniz için yapay zekâ alanında bugün hangi aşamadasınız? Kullanıma aldığınız veya üzerinde çalıştığınız uygulamalardan örnek verebilir misiniz?

Erhan Sunguroğlu:

Şu anda bizim için en heyecan verici çalışma alanlarından biri bu. SAP Business One içerisindeki veriyi yapay zekâ ile daha erişilebilir ve anlamlı hale getirecek uygulamalar üzerinde çalışıyoruz. Bu çalışmalarımız geliştirme aşamasında; burada sözünü ettiğim örnekler, geliştirmeyi hedeflediğimiz kullanım alanlarını anlatıyor.

Örneğin yöneticinin klasik rapor ekranlarında dolaşmak yerine doğal dilde soru sorabilmesini hedefliyoruz. “Bu ay satışlarım geçen aya göre neden düştü?”, “Tahsilatı geciken en riskli müşteriler hangileri?”, “Son altı ayda hangi ürün grubunda marj kaybettim?” gibi soruların ERP verisi üzerinden cevaplanabilmesi önemli bir kullanım alanı.

Bir sonraki aşama ise yalnızca sorulara cevap veren değil, kendisi anormallikleri fark eden sistemler. Örneğin normalin dışında yükselen bir stok, gecikme ihtimali bulunan bir sipariş veya beklenmeyen maliyet değişimi olduğunda yöneticinin bunu sormasını beklemeden sistemin uyarmasını istiyoruz.

Uzun vadede hedefimiz ERP’nin içinde çalışan bir tür dijital iş asistanı oluşturmak.

Prowess: Önümüzdeki üç ila beş yılda ERP’nin KOBİ’lerdeki rolü nasıl değişecek? Kayıt tutan ve raporlayan sistemlerden, öneri sunan ve belirli işleri kendisi yürüten sistemlere geçişin hangi süreçlerde başlayacağını düşünüyorsunuz?

Erhan Sunguroğlu:

Bence ERP dünyasının son 30 yıldaki en önemli dönüşümlerinden birinin başındayız.

ERP kullanımında işlem kaydı ve raporlama hâlâ önemli bir yer tutuyor. Kullanıcı siparişi giriyor, satın alma yapıyor, üretim emri açıyor; sistem bunları kaydediyor ve daha sonra raporluyor.

Yeni nesil ERP ise giderek daha fazla “Şimdi ne yapmalıyım?” sorusuna cevap verecek.

İlk dönüşümün satın alma, stok yönetimi, nakit akışı, tahsilat ve üretim planlama gibi çok fazla verinin değerlendirildiği alanlarda gerçekleşeceğini düşünüyorum. Sistem örneğin “Bu üründen iki hafta içinde stok problemi yaşayacaksınız, şu miktarda satın alma yapmanız gerekiyor” diyebilecek.

Bir sonraki aşamada, önceden belirlenmiş kurallar ve yetkiler dahilinde bazı işlemleri kendisinin gerçekleştirdiğini göreceğiz. Yani ERP pasif bir kayıt sisteminden aktif bir çalışma arkadaşına dönüşecek.

Prowess: Yapay zekâ planlama, stok ve satın alma süreçlerinde daha fazla görev üstlenirse yöneticilerin ve çalışanların rolü nasıl değişir? Sizce hangi kararlar insan onayında kalmalı?

Erhan Sunguroğlu:

Yapay zekânın insanın yerini tamamen almasından çok, insanların yaptığı işin niteliğini değiştireceğini düşünüyorum.

Bugün satın alma uzmanının zamanının önemli bölümü stokları kontrol etmek, ihtiyaçları belirlemek, geçmiş tüketimleri incelemek gibi operasyonel işlerle geçebiliyor. Yapay zekâ bunların önemli kısmını üstlenebilir. Çalışan ise tedarikçi ilişkileri, pazarlık, alternatif kaynak geliştirme ve stratejik kararlar gibi daha değerli konulara zaman ayırabilir.

Ancak özellikle yüksek finansal etkisi olan kararların insan onayında kalması gerektiğini düşünüyorum. Büyük satın almalar, kritik üretim planı değişiklikleri, fiyat politikaları, müşteri kredi limitleri veya şirketin nakit pozisyonunu önemli ölçüde etkileyen işlemlerde son karar insanda olmalı.

Ben bunu “insan veya yapay zekâ” şeklinde değil, “yapay zekâ önerir ve hazırlar, insan gerektiğinde karar verir” modeli olarak görüyorum.

Prowess: Bu değişim ERP danışmanlığını nasıl etkileyecek? Müşterilerin çözüm ortaklarından beklentileri ve sizin ekibinizde ihtiyaç duyacağınız uzmanlıklar nasıl değişiyor?

Erhan Sunguroğlu:

ERP danışmanlığının da önemli ölçüde değişeceğini düşünüyorum. Bundan birkaç yıl önce iyi bir ERP danışmanının ürünü ve işletme süreçlerini çok iyi bilmesi yeterli olabiliyordu. Artık buna entegrasyon, veri analitiği, API teknolojileri, otomasyon ve yapay zekâ bilgisi de ekleniyor.

Müşteriler de artık sadece “ERP’yi kuran firma” aramıyor. Teknolojiyi takip eden ve işletmesine nasıl uygulayabileceğini anlatan bir çözüm ortağı bekliyor.

Bu nedenle bizim de ekiplerimizi yalnızca SAP Business One veya üretim konusunda değil; yapay zekâ, entegrasyon teknolojileri, veri analitiği ve yeni nesil web uygulamaları konusunda geliştirmemiz gerekiyor.

Geleceğin ERP danışmanı bana göre biraz süreç danışmanı, biraz veri analisti ve biraz da teknoloji mimarı olacak.

Prowess: Düsseldorf’taki yapılanmanız projelerinize nasıl yansıyor? Büyümeyi hangi sektör ve pazarlarda hedefliyorsunuz; paylaşabileceğiniz yeni projeler veya büyüme hedefleri var mı?

Erhan Sunguroğlu:

Türkiye bizim ana pazarımız ve özellikle üretim şirketlerinde uzun yıllara dayanan önemli bir tecrübemiz bulunuyor. Düsseldorf’taki yapılanmamız ise Avrupa pazarını daha yakından takip etmemizi ve buradaki şirketlerle daha yakın ilişkiler geliştirmemizi sağlıyor.

Önümüzdeki dönemde özellikle Almanya ve Avrupa'da faaliyet gösteren Türk sermayeli şirketleri önemli bir hedef pazar olarak görüyoruz. Bu şirketlerin hem Türkiye'deki iş yapış biçimini hem de Avrupa'daki beklentilerini anlayabilmenin bizim için önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum.

Sektörel olarak üretim bizim güçlü olduğumuz alan olmaya devam edecek. Bunun yanında dağıtım, servis ve e-ticaret gibi ERP ile diğer dijital platformların yoğun biçimde birlikte çalışması gereken sektörlere de odaklanıyoruz.

Amacımız yalnızca Türkiye’den Avrupa’ya proje yapan bir şirket olmak değil; zaman içinde Avrupa’da da yerel hizmet verebilen ve uluslararası projeler gerçekleştiren bir teknoloji şirketine dönüşmek.

Prowess: Üç yıl sonra EROPA’nın bugün yaptıklarına neleri eklemiş olmasını istersiniz? Kendi ürünlerinizi geliştirmek, yapay zekâ uygulamaları sunmak ve yeni iş ortaklıkları kurmak arasında önceliğiniz ne olacak?

Erhan Sunguroğlu:

Üç yıl sonra EROPA’nın sadece ERP projeleri gerçekleştiren bir şirket olarak değil, ERP'nin etrafında kendi teknolojilerini ve çözümlerini geliştiren bir yapı olarak anılmasını isterim.

Burada en önemli önceliklerimizden biri yapay zekâ olacak. Özellikle SAP Business One ve üretim sistemlerindeki veriyi kullanarak yöneticilere analiz, öngörü ve karar desteği sağlayan uygulamalar geliştirmek istiyoruz.

Diğer taraftan ERP dünyasının giderek daha açık bir ekosisteme dönüştüğünü görüyoruz. CRM, e-ticaret, B2B/B2C platformları, üretim teknolojileri ve farklı bulut servisleri artık birbirinden bağımsız düşünülemiyor. Bu nedenle doğru teknoloji şirketleriyle yeni iş ortaklıkları kurmak da stratejimizin önemli bir parçası.

Ben bunları birbirine alternatif üç seçenek olarak görmüyorum. Güçlü ERP ve üretim uzmanlığımızın üzerine kendi yazılımlarımızı ve yapay zekâ çözümlerimizi ekleyip, doğru uluslararası iş ortaklıklarıyla bunları daha geniş pazarlara taşımak istiyoruz.

Prowess: Bugün ERP yatırımı yapacak bir KOBİ’ye, beş yıl sonrasını da düşünerek ne önerirsiniz? Çözüm ve iş ortağı seçerken nelere dikkat etmeli?

Erhan Sunguroğlu:

Bugün ERP yatırımı yapacak bir KOBİ’ye ilk tavsiyem, sadece bugünkü ihtiyaçlarını düşünerek karar vermemesi olur.

Beş yıl sonra kullanacağı ERP’nin e-ticaret platformlarıyla, CRM sistemleriyle, üretim teknolojileriyle ve yapay zekâ uygulamalarıyla rahatlıkla konuşabilmesi gerekecek. Bu nedenle açık API'lere sahip, entegrasyona uygun ve güçlü bir ekosistemi bulunan çözümler tercih edilmeli.

Ancak en az yazılım kadar önemli olan başka bir konu var: iş ortağı.

ERP uzun vadeli bir yolculuk. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca “Bu projeyi kim daha ucuza yapıyor?” sorusuna bakmamalarını öneriyorum. İş ortağının sektörel tecrübesi, danışman kadrosu, teknolojik gelişmeleri takip etme yeteneği ve beş yıl sonra da müşterisinin yanında olup olmayacağı çok önemli.

Çünkü bugün ERP seçerken aslında yalnızca bir yazılım satın almıyorsunuz; şirketinizin önümüzdeki yıllarda üzerinde çalışacağı dijital omurgayı seçiyorsunuz.

 

 

 

İlgili Linkler:

Erhan Sunguroglu | LinkedIn



177 kez görüntülendi. 11.10.2026  tarihinde eklendi.
Yukarı Dön