Şirketlerde yapay zekâ konuşulurken çoğunlukla kullanım alanlarına ve verimlilik beklentilerine odaklanılıyor. Hangi işin hızlanacağı, ne kadar zaman kazanılacağı ve hangi aracın kullanılacağı tartışılıyor. Kullanım kurallarını kimin belirleyeceği ve sonuçların sorumluluğunu kimin üstleneceği ise aynı açıklıkla ele alınmayabiliyor.
KPMG Türkiye ve Etik ve İtibar Derneği’nin (TEİD) hazırladığı “Uyumun Genişleyen Sınırları – Etik ve Uyum Araştırması Sonuçları 2026”, konunun bu tarafına bakmak için bir zemin sunuyor. Rapor, kurumların etik ve uyum süreçlerini, teknoloji kullanımını ve karşılaştıkları yeni riskleri inceliyor.
Kullanımı henüz sınırlı olan bir kurumda ilk adım, çalışanların hangi araçları hangi verilerle kullanabileceğini belirlemek olabilir. Yapay zekâyı günlük işleyişine dahil etmiş bir kurumda ise çıktıların kontrolü, onay yetkileri ve hataların nasıl ele alınacağı daha somut sorulara dönüşür. Bu nedenle hazırlığı değerlendirirken kullanımın nerede ve ne ölçekte gerçekleştiğine bakmak gerekir.
Raporun dikkat çeken bir başka bulgusu, teknolojiden elde edilen faydaya ilişkin. Katılımcıların yüzde 57’si, uyum teknolojilerinin beklenen faydayı yalnızca kısmen sağladığını ifade ediyor. Bu oran, bütün yapay zekâ yatırımlarını değil, araştırmada ele alınan uyum teknolojilerini kapsıyor.
Bu sonuç, kurumsal yazılım projelerinden tanıdık bir soruyu gündeme getiriyor: Sistem çalışıyor, ancak süreç beklenen ölçüde iyileşiyor mu?
Örneğin tedarikçi kontrolünü otomatikleştiren bir uygulama, farklı sistemlerdeki kayıtlar birbiriyle uyuşmuyorsa eksik veya çelişkili sonuçlar üretebilir. Böyle bir durumda yazılımın özellikleri kadar verinin nasıl toplandığı, güncellendiği ve kim tarafından doğrulandığı da incelenmelidir. Yeni bir araç devreye almak, mevcut veri ve süreç sorunlarını kendiliğinden çözmez.
Rapordaki katılımcı görüşlerinde de veri kalitesi, çalışanların yetkinliği, insan denetimi ve üst yönetimin desteği öne çıkıyor. Bu başlıkların her biri günlük işleyişte karşılık bulmak zorunda. Bir sistemin ürettiği öneriyi kimin değerlendireceği, hangi işlemlerin onay gerektireceği ve yanlış sonuçların nasıl düzeltileceği önceden belirlenmeli.
Bulguları değerlendirirken araştırmanın kapsamını da korumak gerekiyor. Oranlar, katılımcıların kurumlarına ilişkin değerlendirmelerini yansıtıyor; Türkiye’deki bütün şirketlere genellenmemeli.
Raporun gündeme getirdiği konular, yapay zekâ projelerinde kullanım kuralları ve sorumlulukların teknik uygulamayla birlikte ele alınması gerektiğini düşündürüyor. Güvenilir veri, açık yetkiler, gerektiğinde insan onayı ve sonuçların düzenli takibi, bu çalışmaların günlük işleyişteki temelini oluşturuyor.
Bu inceleme, KPMG Türkiye ve TEİD’in “Uyumun Genişleyen Sınırları – Etik ve Uyum Araştırması Sonuçları 2026” raporuna dayanmaktadır. Bulgular ilgili araştırmaya, değerlendirmeler TheProwess’e aittir.
İlgili Linkler:
KPMG Türkiye ve TEİD’in Uyumun Genişleyen Sınırları – Etik ve Uyum Araştırması Sonuçları 2026
?>


