Şirketlerde yapay zekâ kullanımı yaygınlaşıyor. Ancak kullanım oranlarının arkasında ölçek farkları, uzmanlık ihtiyacı ve uygulamaya geçişte yaşanan güçlükler var. TÜİK’in 2026 verileri, bu açıdan kurumsal yazılım sektörünün de dikkatle okuması gereken bir tablo sunuyor.
Türkiye’de yapay zekâ kullanan işletmelerin oranı bir yılda yüzde 7,5’ten yüzde 14’e yükseldi. TÜİK’in 2026 yılı Yapay Zekâ İstatistikleri’nde yer alan bu sonuç, araştırma kapsamındaki 10 ve üzeri çalışanı bulunan girişimleri kapsıyor. Artış belirgin. Fakat bu rakam, şirketlerin yapay zekâyı işlerine ne kadar yerleştirdiği sorusunu tek başına yanıtlamıyor.
“Yapay zekâ kullanıyoruz” ifadesinin şirketten şirkete değişen bir karşılığı var. Bir işletmede metin hazırlamak için kullanılan araç, başka bir işletmede müşteri taleplerini sınıflandıran ya da üretim planlamasına yardımcı olan bir uygulama olabilir. Hepsi kullanım sayılır; sağladıkları fayda, gerektirdikleri hazırlık ve taşıdıkları sorumluluk ise farklıdır.
Bu nedenle kullanım oranını değerlendirirken uygulamanın hangi işe hizmet ettiğine de bakmak gerekiyor. Çalışanın zamanını mı kazandırıyor, hataları mı azaltıyor, karar vermeyi mi kolaylaştırıyor? Şirketin bu sorulara verebildiği cevaplar, kullandığı araçların sayısından daha açıklayıcı olabilir.
İşletme büyüklüğüne göre dağılımda da belirgin bir fark bulunuyor. Yapay zekâ kullanım oranı 10–49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 12,8, 50–249 çalışanı olanlarda yüzde 17. 250 ve üzeri çalışanı bulunan işletmelerde ise yüzde 37,1’e ulaşıyor.
Bu farkın nedenlerini yalnızca oranlardan hareketle açıklayamayız. Ancak küçük işletmeler için önerilen uygulama planlarının, onların çalışan sayısını, bütçesini ve mevcut sistemlerini dikkate alması gerektiği açık. Başlangıç için sınırları belli bir iş seçilebilir: teklif hazırlama süresini kısaltmak, gelen talepleri ilgili kişilere yönlendirmek veya tekrar eden veri girişlerini azaltmak. Böyle bir seçim, hem uygulamayı yönetmeyi hem de sonucunu görmeyi kolaylaştırır.
Bu işler aynı zamanda CRM, ERP ve MES gibi sistemlerin çalışma alanlarıyla kesişiyor. Dolayısıyla yazılıma eklenen bir yapay zekâ özelliğini değerlendirirken, günlük işin neresinde kullanılacağını da konuşmak gerekiyor. Bir satış tahmini üretildiğinde bunun satın alma ve stok planına nasıl yansıyacağı, öneriyi kimin değerlendireceği ve hangi durumda müdahale edileceği belirlenmeli. Uygulamanın başarısı, bu bağlantıların kurulmasına da bağlı.
Bu tabloyu, şirketlere sunulacak eğitim ve danışmanlığın içeriği açısından da okumak mümkün. Araçların özelliklerini anlatan bir eğitim, ilk uygulamanın seçilmesi ve yürütülmesi konusunda tek başına yeterli olmayabilir. Hangi verinin kullanılacağı, sürecin sorumlusunun kim olacağı ve sonucun nasıl ölçüleceği de çalışmanın içinde yer almalı.
TÜİK’in verileri daha fazla işletmenin yapay zekâ kullanmaya başladığını gösteriyor. İşletmeler açısından bir sonraki değerlendirme, bu kullanımın sonuçları üzerine olmalı. Teklif ne kadar sürede hazırlanıyor, hatalı işlem sayısı azalıyor mu, tahminler ne kadar isabetli? Bu sorulara düzenli cevap verebilen şirketler, hangi uygulamayı geliştireceklerine ve hangisini yeniden ele alacaklarına daha sağlam bir zeminde karar verebilir.
Bu incelemede kullanılan verilerin kaynağı TÜİK’in 2026 yılı Yapay Zekâ İstatistikleri’dir. Yorumlar ve uygulama önerileri TheProwess’in editoryal değerlendirmesidir.
İlgili Linkler: ?>


