ERP dünyasında rekabetin ölçütleri değişiyor. Finans, üretim, satın alma veya tedarik zinciri fonksiyonlarının gücü hâlâ önemli; ancak artık ERP platformları değerlendirilirken yeni bir soru daha öne çıkıyor: Yapay zekâ, şirketin gerçek iş süreçlerinin ne kadar içine girebiliyor ve ne ölçüde eyleme geçebiliyor?
Futurum Research tarafından 26 Ağustos 2026’da yayımlanan “ERP Platforms – Futurum Signal” çalışması, ERP pazarındaki bu değişimi görünür hale getiriyor. Araştırmanın en dikkat çekici tarafı hangi şirketin kaçıncı sırada yer aldığı değil; ERP sağlayıcılarının artık yapay zekâ, otonom ajanlar, platform yetenekleri, ekosistem ve geleceğe hazırlık gibi kriterlerle birlikte değerlendirilmeye başlanması.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Futurum Signal bir ERP pazar payı araştırması veya “en iyi ERP” sıralaması değil. Microsoft’un en çok kullanılan ERP olduğu ya da SAP’nin diğer bütün ürünlerden daha iyi olduğu sonucunu vermiyor. Futurum Signal, teknoloji sağlayıcılarının mevcut yeteneklerini ve önümüzdeki dönemde pazarda nasıl konumlanabileceklerini kendi metodolojisi üzerinden değerlendiren bir sağlayıcı konumlandırma ve geleceğe hazırlık çalışması.
Araştırmada ERP sağlayıcıları 100 puan üzerinden beş ana başlıkta inceleniyor: Business Value Index, Product Innovation & Solution Capabilities, Strategic Vision, Go-to-Market Execution ve Ecosystem Alignment. Başka bir ifadeyle çalışma yalnızca ürünün bugün hangi fonksiyonlara sahip olduğuna değil; müşteriye sağlayabileceği iş değerine, inovasyon kabiliyetine, stratejik yönüne, pazardaki uygulama gücüne ve içinde bulunduğu teknoloji ekosistemine de bakıyor.
Futurum, çalışmasında kendi araştırmalarının yanı sıra ETR verileri, G2 kullanıcı ve alıcı verileri, kamuya açık bilgiler ve şirketlerden sağlanan verileri kullanıyor. Veri işleme sürecinde agentic AI ve GraphRAG tabanlı teknolojilerden de yararlanıldığını, kriterlerin ve ağırlıkların ise analistler tarafından belirlendiğini açıklıyor. Nihai değerlendirmelerin de insan analistlerin kontrolünden geçtiği belirtiliyor.
Bu metodoloji sonucunda Microsoft ve SAP “Elite”, Oracle NetSuite ve Oracle “Leader”, IFS, Infor ve Workday “Established”; Epicor, Intuit ve Sage Group ise “Aspiring” kategorisinde konumlandırıldı. Microsoft, 93,1 genel puanla çalışmadaki en yüksek skora ulaştı ve Strategic Vision alanında 99,7 puan aldı.
Ancak bu sonuçları doğrudan ürün kalitesi veya ERP seçim sıralaması olarak okumamak gerekiyor. Bir şirket için en doğru ERP; sektörüne, büyüklüğüne, mevcut teknoloji altyapısına, süreçlerinin karmaşıklığına ve ihtiyaç duyduğu dikey fonksiyonlara göre değişebilir.
Araştırmanın asıl önemli mesajı ise sıralamanın ötesinde ortaya çıkıyor. Futurum, ERP’nin geleneksel “system of record” yani kayıt sistemi rolünden “system of action” yani eylem sistemine doğru ilerlediğini savunuyor.
Bugünkü ERP sistemleri şirketin siparişlerini, stoklarını, finansal hareketlerini, üretimini ve diğer operasyonlarını kaydeden merkezi yapılar olarak çalışıyor. Yeni nesil yaklaşımda ise ERP’den yalnızca olan biteni kaydetmesi beklenmiyor. Yapay zekâ ajanlarının veriyi değerlendirdiği, alternatifleri analiz ettiği, karar önerdiği ve belirlenmiş yetkiler çerçevesinde bazı işlemleri başlatabildiği daha aktif bir yapı ortaya çıkıyor.
Örneğin sistem yalnızca “bu ürünün stoğu azalıyor” demek yerine talep tahminlerini, açık siparişleri, mevcut stokları ve tedarik seçeneklerini birlikte değerlendirebilir; ardından şirketin kuralları doğrultusunda gerekli satın alma veya planlama sürecini başlatabilir. Finans tarafında ise yalnızca geciken alacakları listelemek yerine hangi hesaplara öncelik verilmesi gerektiğini belirleyip ilgili iş akışını tetikleyebilir.
Agentic ERP olarak tanımlanan dönüşümün farkı da burada ortaya çıkıyor: yapay zekâ yalnızca ERP ekranının yanında duran bir sohbet asistanı olmaktan çıkıp iş sürecinin aktif bir katmanına dönüşüyor.
Bu dönüşüme yalnızca Futurum dikkat çekmiyor. McKinsey, 11 Mayıs 2026’da yayımladığı The End of ERP as We Know It? Five Ways AI Is Disrupting ERP analizinde üretken yapay zekâ ve agentic sistemlerin basit görev otomasyonundan, kararları otomatikleştiren ve süreçleri uçtan uca orkestre eden yapılara doğru ilerlediğini belirtiyor. McKinsey’e göre AI entegre ERP sistemlerini erken kullanan bazı şirketler yüzde 5 veya üzerinde EBIT iyileşmesi bildirirken, AI ajanları ERP uygulama çalışmalarındaki eforu en az yüzde 50 azaltma potansiyeli taşıyor.
Gartner ise 5 Şubat 2026 tarihli Forecast Analysis: Agentic AI in ERP Software, 2026 araştırmasında agentic yeteneklere sahip ERP yazılımlarına yapılan harcamanın 2030 yılında 72 milyar dolara ulaşabileceğini ve 2025–2030 döneminde yıllık bileşik büyümenin yüzde 74,6 seviyesinde gerçekleşebileceğini öngörüyor. Gartner’ın değerlendirmesinde önemli bir koşul da bulunuyor: Bu teknolojilerin yaygınlaşma hızı, ERP ekosistemlerinin veri, entegrasyon, yönetişim ve süreç açısından ne kadar hazır olduğuna bağlı olacak.
McKinsey ve Gartner’ın çalışmaları Futurum’un şirket sıralamasını doğrulayan araştırmalar değil. Farklı metodolojiler ve farklı amaçlarla hazırlanmış çalışmalar. Ancak üçü de aynı temel değişime işaret ediyor: Yapay zekâ, ERP’ye eklenen yeni bir özellik olmaktan çıkıp ERP mimarisini ve kurumsal süreçlerin çalışma biçimini değiştirecek bir katmana dönüşüyor.
Futurum Signal sonuçlarına yönelik eleştiriler de bulunuyor. Futurum Research Başkan Yardımcısı ve Araştırma Direktörü Keith Kirkpatrick, aynı gün yayımladığı değerlendirmede özellikle Microsoft’un liderliğinin raporda kanıtların desteklediğinden daha kesin ifade edilmiş olabileceğini belirtiyor. Kirkpatrick; Dataverse’in mevcut veri silolarını aşabilmesi, şirketlerin süreçlerini dönüştürme yükü ve benchmark sonuçlarının gerçek işletme ortamlarında sürdürülebilir performansa dönüşmesi gibi başlıkların halen önemli olduğunu vurguluyor.
Kirkpatrick’in daha yapısal bir itirazı da var: Microsoft ve SAP gibi geniş teknoloji platformlarının üst kategorilerde yer almasının, “daha geniş platform her durumda daha iyi ERP anlamına gelir” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini savunuyor. IFS, Infor veya Epicor gibi sağlayıcıların belirli sektörlerdeki daha derin uzmanlıkları bazı şirketler açısından daha belirleyici olabilir.
Burada bir başka ayrımı da netleştirmek gerekiyor: Kirkpatrick, bu değerlendirmelerin Futurum Research veya Futurum Intelligence ekibinin kurumsal görüşünü değil, kendi analist görüşlerini yansıttığını özellikle belirtiyor. Bu nedenle söz konusu eleştiriler, Futurum’un kurumsal olarak kendi raporunu reddettiği anlamına gelmiyor; aynı araştırma çevresi içindeki analitik bir değerlendirme olarak okunmalı.
Dolayısıyla Futurum Signal, satın alma kararı veren bir şirket açısından tek başına “hangi ERP’yi seçmeliyim?” sorusunun cevabı değil. Daha çok ERP pazarında hangi yeteneklerin ve hangi stratejik yönlerin öne çıkmaya başladığını gösteren bir çerçeve sunuyor.
Futurum, küresel ERP pazarının 2031 yılında 140 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyor. Ancak önümüzdeki dönemin asıl rekabeti pazar büyüklüğünden çok daha farklı bir alanda yaşanacak gibi görünüyor: ERP sistemlerinin yapay zekâyı gerçek iş süreçlerinde ne kadar güvenilir, yönetilebilir ve ölçülebilir biçimde kullanabildiği.
Sonuç olarak Futurum Signal’den çıkarılması gereken mesaj yalnızca Microsoft veya SAP’nin hangi kategoride bulunduğu değil. Daha önemli gelişme, ERP’nin tanımının değişmeye başlaması.
Dün şirketin ne yaptığını kaydeden ERP, yarın ne yapılması gerektiğini anlayan ve belirlenen kurallar dahilinde süreci ilerletebilen bir sisteme dönüşebilir.
ERP’de yapay zekâ yarışı tam olarak burada kızışıyor.
Bu haber, Futurum Research’ün 26 Ağustos 2026’da yayımladığı ERP Platforms – Futurum Signal çalışması temel alınarak; Futurum’un metodoloji açıklamaları, Keith Kirkpatrick’in aynı araştırmaya yönelik değerlendirmesi, McKinsey & Company’nin 11 Mayıs 2026 tarihli The End of ERP as We Know It? Five Ways AI Is Disrupting ERP analizi ve Gartner’ın 5 Şubat 2026 tarihli Forecast Analysis: Agentic AI in ERP Software, 2026 araştırmasıyla desteklenerek hazırlanmıştır.
?>


